Ne İzlemeli’de Bu Hafta 8 Film Var!

Hafta sonu ne izleyeceğinize şimdiden karar veril diye yepyeni filmleri sizler için Kiosklamaya devam ediyoruz! Hafta sonunuz bol keyifli ve filmli olsun… :)

 


Blade Runner 2049: Bıçak Sırtı

Denis Villeneuve’ın yönettiği “BLADE RUNNER 2049: Bıçak Sırtı”nın Başrollerinde Ryan Gosling (The Big Short) ve ilk filmdeki Rick Deckard rolünü tekrar canlandıran Harrison Ford (Star Wars) yer alıyorlar. Hampton Fancher (orijinal filmin ortak yazarı) ve Michael Green bu filmin senaryosunu, Francher ve Ridley Scott’ın orijinal senaryo fikrine dayanarak yazdılar. Hikaye, ilk filmin geçtiği 1982 yılından on yıllar sonrasında geçiyor.

 

 

 

 


My Little Pony Filmi

Karanlık bir güç, Ponyville’i tehdit ediyor ve Mane 6 – Twilight Sparkle, Applejack, Rainbow Dash, Pinkie Pie, Fluttershy ve Rarity; Equestria’nın ötesinde unutulmaz bir yolculuğa çıkıyor, bu yolculuk sayesinde yeni arkadaşlarıyla ve heyecan verici zorluklarla karşı arkadaşlığın büyüsünü kullanarak evlerini korumaya çalışıyor.

 

 

 

 

 

 


Dört Köşe

İstanbul’da herhangi bir gün… Nev-i şahsına münhasır dört karakter, bir nezarethane… Ve bir plan! Aynı gece, aynı nezarethanede bulunan Aşkın, Emel, İrfan ve Muzo haksız yere gözaltına alınmışlardı. Bu onların yaşadığı ilk haksızlık da değildi üstelik! Peki ne yapacaklardı?… Birlik olup, düzene karşı “Biz de varız ulan, buradayız, yaşıyoruz.” demek için bir hırsızlık tezgâhladılar. Hak yiyerek güçlü olandan çalıp, yaşadıkları tüm haksızlıkları sıfırlayacaklardı. Hedefleri ise cesaret isteyecek türdendi. İstanbul’un en karanlık, en güçlü adamı Timsah Hamza… İşte asıl hikâye böyle başladı…

 

 

 


Babam

Yusuf Tunalı (Çetin Tekindor) batmakta olan sardalya konserve fabrikasını kurtarmaya çalışırken, karısının ölümüyle zihinsel engelli oğlu Arif’le (Berker Güven) baş başa kalır. Oğlunu, engeli sebebiyle yıllardır kabullenememiş Yusuf için bu durum büyük bir sınav olacaktır. Genç öğretmen Feride (Melisa Şenolsun), atanamadığı için Yusuf’un fabrikasında çalışmaya başlar. Arif, Feride’nin ilgisiyle kabuğundan çıktıkça, Yusuf’un da Arif’e olan bakışı değişir. Yusuf, Feride ve Arif’in yaşadıkları, çevrelerinde olup bitenler, bu üç insanı birbirine daha da yakınlaştırır. Yusuf içinde saklı olan iyi insan, Feride ve oğlu Arif’in etkisiyle gün yüzüne çıkmaya başlar. Dertleri ve sorumlulukları Yusuf’un kendisinden hiç beklenmeyecek sürpriz kararlar almasına yol açar.

 

 


Kervan 1915

I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı topraklarına giren Ruslara Anadolu’daki Ermenilerin destek verme ihtimali üzerine Osmanlı hükümeti, Ermeni isyanlarını önlemek için 1915’de Ermeni tehcirini onaylar. On yıl önce bir deniz kazasında kaybettiği kocasının bir gün çıkıp geleceğini saplantı haline getirmiş Hayganuş, Salim’in işini zorlaştırmaktadır. Üstelik Hayganuş, Salim istememesine rağmen hamile kız kardeşi ile bunak kayınvalidesini gizlice kafileye dâhil etmiştir. Hayganuş’un ailesini bir arada tutma gayreti ise kızı Suzan ile Katırcı Salim’in en güvendiği adamı Ahmet’in ilk görüşte birbirine âşık olmasıyla sonuçlanacaktır. Salim, Ahmet’in hisleri ile duygudaşlık kuramayacaktır. Çünkü ona göre Ahmet emanete ihanet etmiştir. Onlarca insanın sorumluluğu, sevdiği adamının “ihaneti” Katırcı Salim’i yıldıracak mıdır? Taşıdığı her emaneti sahibine teslim etmekle nam salmış Salim bu sefer başarabilecek midir?

 

 

 

Çavdar Tarlasındaki Asi (Rebel in the Rye)

Efsanevi J. D. Salinger’ın dünyası, çağımızın en şöhretli, tartışılan ve bilmecelerle dolu yazarlarından birini şekillendiren deneyimleri gün yüzüne çıkaran bu filmle hayat buluyor. Renkli 20. Yüzyılın ortalarında, New York’ta geçen Çavdar Tarlasındaki Asi, genç Salinger’ın (Nicholas Hoult) sesini arayışının, sosyete meşhurlarından Oona O’Neill (Zoey Deutch) ile yaşadığı gönül ilişkisinin ve İkinci Dünya Savaşı cephelerindeki mücadelesinin izini sürüyor. Bunlar, ona bir gecede şöhretin -iyi ve kötü- kapılarını aralayan ve onu hayatının kalanında toplumdan uzak bir yaşam sürmeye iten başyapıtı Çavdar Tarlasında Çocuklar’ı ortaya çıkaran deneyimlerdir.

 

 


Korku Kayıtları (The Crucifixion)

Gerçek hayat olaylarına dayanan bu filmde; bir rahip, şeytan çıkarma eylemini üzerinde gerçekleştirdiği bir rahibeyi öldürdüğü gerekçesiyle hapis cezasına mahkum edilir; bir araştırmacı gazeteci, bu kişinin aslında zihinsel olarak hasta birisini öldürüp öldürmediğini veya bu iddiaların yanlış olup olmadığını ve onun sadece şeytani bir varlıkla yaptığı savaşı kaybedip kaybetmediğini belirlemeye çabalar. Kendisinin de tecrübe ediyor olabileceği gibi…

 

 

 

 


Nublu

CGV Arthouse salonlarında! Nublu, New York’un eski usul müzik geleneğini yaşatan caz mekânlarından biri. İlhan Erşahin’in kurduğu ve yönettiği Nublu, farklı tarzlara sahip sanatçıların, kendi seslerini buldukları ve geliştirdikleri, birbirlerini aile bildikleri bir yer. Sercan Sezgin’in belgeselinde, East Village’deki daha eski caz kulüplerinin tarihçesini dinliyoruz; Nublu Orkestrası, Butch Morris, Henry Threadgill, Sun Ra Arkestra, Brazilian Girls, Jojo Mayer ve daha pek çok müzisyenin performanslarını izliyoruz. Konserlerden ve sohbetlerden birer parmak bal çalan belgesel, tıpkı Nublu gibi, müzikler ve anlar arasında gidip geliyor. Çok iyi performanslara katılacaksınız, hastası olduğunuz müzisyenlerin caz, New York ve yakın tarih hakkında anlattıklarını ve ruhu olan bir mekânın girişinden duvarlarına dolu dolu hikâyelerini hissedebileceksiniz.

 

 

 

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen bir isim girin