Ömer Aras: Enpara’yı bankacılık nasıl yapılır herkes öğretsin diye kurduk

171

QNB Finansbank Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Aras, QNB Finansbank Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sinan Şahinbaş ve QNB Finansbank Genel Müdürü Temel Güzeloğlu, bankanın 30’uncu kuruluşu etkinlikleri kapsamında finans ve ekonomi basını ile Kristal Kule’de bir araya geldi.

Ömer Aras, yaptığı konuşmada, 1987 yılında 4 milyon dolar sermaye ile kurulan bankanın bugünkü sermayesinin 3,2 milyar dolar olduğunu söyledi.

Banka ve grubun 13 bin 500 kişiye istihdam sağladığını, yarın işe girecek birinin alacağı sicil numarasının ise 55 bin olacağını ifade eden Aras, bankanın 30 yıllık süreçte üç dönem yaşadıkları anlattı.

Aras, QNB’ye satılmadan evvel Türkiye’de hissedarının reytingi en düşük banka, satışın gerçekleşmesiyle hissedarının reytingi en yüksek banka konumuna geldiklerine dikkati çekti.

Bu satışın bankaya yurt dışından borçlanmalarda büyük bir rahatlama ve kurumsal bankacılık tarafında atılım yapma imkanı veren bir açılım sağladığını vurgulayan Aras, QNB’nin sadece yönetim kurulu düzeyinde temsil edildiğini, 13 bin 500 kişilik bankada QNB’den çalışan bir kişinin bulunmadığını söyledi.

– “Türkiye’de en iyi bankacıları yetiştiren banka olduk”

Ömer Aras, bankanın felsefesi olarak hep en iyileri işe aldıklarını ve eğitime fazla önem verdiklerini belirtti.

Bankanın 30 yıllık süreçte 6 genel müdürü olduğunu ve hepsinin içerden geldiğini ifade eden Aras, “Bugün finans sektörüne 25 genel müdür ve 62 genel müdür yardımcısı verdik.” dedi.

Bankanın tarihte birçok ilkleri başardığını anlatan Aras, Türkiye’de halka açılan ilk özel sektör bankası olarak sektörüne örnek olduklarını belirtti.

Aras, 1999’da ilk taksitli kredi kartını piyasaya çıkardıklarını, sermaye benzeri krediyi alan ilk banka olduklarını ifade etti.

Anadolu’ya çağrı merkezi kuran ilk banka olma mutluluğunu yaşadıklarını dile getiren Aras, Türkiye’nin ilk şubesiz dijital bankası olan Enpara.com’u kurduklarını söyledi.

Ömer Aras, tüm bunların yanı sıra sektöre en fazla üst yönetici yetiştiren banka olduklarını ve sektörde ilk kez bireysel bankacılık bölümünden bir genel müdür çıkardıklarını aktardı.

Aras, dünyanın en başarılı sayılı üniversitelerinden Harvard Üniversitesi’nde bankanın başarılarının 30 yıl içince dört kez örnek vaka olarak öğrencilerle paylaşıldığını anlattı.

Bunlardan ilkinin 1994’de Finansbank’ın kuruluşundan kısa bir süre sonra yurt dışına açılıp şubeleşmesi ve gelişimi hikayesi olduğunu ifade eden Aras, “İkincisi, 2006 yılında gerçekleşen NBG satın alması, üçüncüsü 2015’de QNB satın alması ve son olarak bu yıl Türkiye’yi masrafsız dijital bankacılık ile tanıştırdığımız Enpara.com. Örnek vakalardan 3’üncüsüne katıldım. Dünyanın dört bir tarafından gelen genç bir saat boyunca bankamızı konuşuyor. Bankacılık kariyerimde en hoşuma giden olaylardan birisi olmuştur. Bu kasım ayında da enpara.com için gideceğiz.” diye konuştu.

– “Regülasyonların aşırı olması bankaların oyun alanını daraltıyor”

Ömer Aras, “Sektörün geleceğini nasıl görüyorsunuz?” sorusu üzerine, sektörde çok hızlı bir dijitalleşme sürecinin yaşandığını ve bankacılığın büyük bir değişim içinde olduğunu söyledi.

Dijital paranın gelecek yıllarda dünyayı çok değiştireceğini de bunun tam tersinin de olacağını savunan farklı görüşler olduğuna ifade eden Aras, “İnternette çok fazla regülasyon yok. Ama para tarafında fazla regülasyon var. Bütün dünya regülatörleri bunu nasıl şekillendirecek göreceğiz.” dedi.

Aras, şunları kaydetti:

“Ben bankacılığın adının bankacık olup, verilen hizmetlerin farklılaşacağını düşünüyorum. Bankacılık aslında finansal hizmetler veren kurum. Bunları yaparken niye başka da hizmetler vermeyelim. Örneğin ev almak isteyen kredi almak için bize geliyor. Bize niye ‘hangi evi alayım’ diye sormasınlar? Bizde o kadar veri tabanı var ki, hangi ev satılıyor, hangi evin fiyatı düşüyor gibi. Dolayısıyla emlak işine de girebilirim. Dijitalleşmeyi de bundan anlıyoruz. Elimizdekine telefon diyoruz ama bunun telefonla alakası yok.

Bankacılık sektörünün gelecekte başka hizmetleri de verecek diye düşünüyorum. Belli bir yaşa geldiğin için belki de bunlar olurken Bodrum’da balık tutuyor ya da güneşleniyor olurum. Bizim rakibimiz inanın yolun öbür tarafındaki bankalar değil. Bizim rakibimiz Apple, google ya da fintech şirketleri. Onlar gelip salam gibi dilim dilim işimizi alacaklar elimizden. Almaması için bizim bir takım aksiyonlar almamız lazım.” ifadelerini kullandı.

Dünyada regülasyonların aşırı olmasının bankaların oyun alanını daralttığını söyleyen Aras, regülasyonların kaliteli beyinlerin bu sektöre girmesini önleyebileceğine dikkati çekti.

– “(Vergi düzenlemesi) Bizim için sürpriz oldu”

Ömer Aras, “Kurumlar vergisinin finans sektöründe 2 puan artırılması, türev ürünlerde BSMV kaldırılması düzenlemelerinin sektöre etkisi ne olacak?” sorusuna şöyle cevap verdi:

“Konu çok taze olduğu için enine boyuna oturup değerlendirip, bankacılık sektörüne, bankamıza etkisi ne olur diye kafa yormadık. Bu regülasyon bizim açımızdan bir sürpriz oldu. Bunu böyle beklemiyorduk. Çünkü Maliye Bakanının daha önceki açıklamalarında kurumlar vergisinin düşürüleceği ya da belli bir vergi reformu olacağı yönündeydi. Bir yandan da bütçede olağandışı harcamalar (savunma) var. Dolayısıyla hükümet böyle bir karar vermiş. Bankacılık sektörü üzerine ilave geldiği için bunu değerlendirmemiz ve görmemiz lazım.”

Katar’da yaşanan olayların bankanıza etkisi oldu mu talepte bulundu mu?” sorusu üzerine Aras, “Bu dönemde bize en ufak bir talep olmadı. Biz, Türkiye’de kurulu olan, Türkiye kanunları çerçevesinde yönetilen bir Türk bankasıyız. Böyle bir ihtiyaçları da olmadı. Katar çok güçlü bir devlet.” ifadelerini kullandı.

– “14 milyar liraya ekonomiyi canlandırdık”

Ömer Aras, Türkiye’de bankacılık sektörü sermaye yeterlilik rasyosunun iyi seviyelerde bulunduğunu belirtti.

Sektörde kredi/mevduat oranının belli bir seviyeye geldiğini, bu yıl kredi büyümesinin Kredi Garanti Fonu destekli kredilerle iyi seviyelere ulaştığını söyleyen Aras, KGF kapsamındaki kredilerdeki pazar paylarının 14 milyar lira ile yüzde 6,5 seviyesinde olduğunu söyledi.

Aras, KGF kredilerinin hem ekonomiye hem de bankacılık sektörüne ilaç gibi geldiğini ve bunun pozitif bir ilaç olduğunu ifade etti.

Bu ilacın tedavi edici olmadığını bir kortizon olduğunu belirten Aras, “Kortizonu aldın mı gayet iyi hissedersin kendini. Ama iyileştirici bir ilaç değildir. KGF kredileri ekonomiyi rahatlattı ve kredileri büyüttü. Zorluğa girebilecek krediler için likidite sağladı. Birçok konuya faydası oldu. Bundan sonra daha yatırıma yönelik krediler teşvik edilecek. Bu doğru bir karar ve yaklaşım. 200 milyar liraya yüzde 7’lik bir destek yani 14 milyar lira verildi. 14 milyar liraya ekonomiyi canlandırdık. Başka hiç bir sektöre 14 milyar vererek ekonomiyi canlandıramazdınız.” diye konuştu.

– “Regülasyonlar bankaların yapabileceği işlerin sınırını çok sıkı çizmemeli”

QNB Finansbank Genel Müdürü Temel Güzeloğlu da Türkiye’de dijitalleşmenin farklı algılandığını belirterek, “Örneğin iPhone en iyi, yüksek çözünürlüklü ekrana sahip olmadı. iPhone yaptığı başından sonuna kadar basit, anlaşılır ve problemsiz bir deneyim sunmak. Herkesin kullanacağı, seveceği, ihtiyaç duyduğu özelliklerin bir tık uzaklıkta olacağı bir teknoloji sunuyor. Bizim teknolojiden anladığımız bu. Gözünden tanı, yok tanımayayım. Siri ile para gönderen var mı? Bunlar dijitallik değil. Dijitalleşmek demek, dijitalleşmenin sunduğu avantajları mükemmel müşteri deneyimi yaratmak için kullanmaktır. Bunu Enpara’da yapıyoruz.” dedi.

Enpara’yı 800 bin kişinin kullandığını ve bunun 500 bininin aktif olduğunu belirten Güzeloğlu, QNB Finansbank’ın kayıtlı 17 milyon müşterisinin, bunların 12 milyonunun son bir yıl içinde işlem yaptığını ve 7 milyonunun sürekli aktif olduğunu dile getirdi.

Güzeloğlu, Enpara’ya 60-70 milyon lira yatırım yapıldığını, Amazon’un 15. yılında para kazanmaya başladığı düşünüldüğünde Enpara’nın 3. yılında karlı hale geldiğini söyledi.

Regülasyonların bankaların yapabileceği işlerin sınırını çok sıkı çizmemesi gerektiğini vurgulayan Güzeloğlu, dünyada güven kurumu olan bankaların müşterilerine sağlıklı hizmet sunmasına yönelik bir genişlemeni önünü regülatörlerin açması gerektiğine dikkati çekti.

Güzeloğlu, “Biz Enpara’yı çok para kazansın, bankaya inanılmaz para getirmesinden ziyade, ‘bankacılık nasıl yapılır’ herkes öğretsin diye kurduk.” dedi.

– “Yurt dışı borçlanmanın önünü açacak”

Temel Güzeloğlu, QNB Finansbank olarak tüzel (KOBİ, ticari, kurumsal) kredilerde sektörün en hızlı büyüyen bankası olduklarını bunun sebebinin de KGF kredileri olmadığını söyledi.

“Biz sektörün en hızlı bankası olduğumuz için KGF kredilerinde de en hız büyüyen bankasıyız.” diyen Güzeloğlu, “Önümüzdeki seneden itibaren tüzel kredilerde ve bireysel kredilerde sektörün ciddi üzerinde büyüyeceğimizi göreceksiniz.” dedi.

Mevduat ve kredi faizlerindeki yükselişe ilişkin soru üzerine Güzeloğlu, şu değerlendirmede bulundu:

“Yeni mevduat bankalardan geliyor. Bankalardan gelen mevduat sadece fiyatla gelir. Dolayısıyla büyüme ortamında mevduat faizi yükselir. KGF’nin Türkiye’deki faizlere anlamlı etkisi olmuştur. Yüzde 11’lerden yüzde 15’lere kadar mevduat faizi tırmanmıştır. Faizlerin yükselmesi bankalara ciddi zarar veriyor. Mevduatın yüzde 15 olduğu yerde yüzde 13’le kredi verilir mi? Bizim kredi/mevudat oranımız yüzde 118. Ekonominin çarklarının dönmesi için yurt dışından para getiren en önemli kurumlarız. Banka olarak kredi/mevduat oranımızın yüzde 120’de kalacağını öngörüyoruz.”

Güzeloğlu, bankalar tarafından yapılan türev işlemlerde Banka Sigorta Muamele Vergisi (BSMV) istisnası getirilmesinin bankaların yurt dışından borçlanmasının önünü kiosklayacağını söyledi.

CEVAPLA

Please enter your comment!
Please enter your name here