Yaşlanmak istemeyen CEO’lar ne yapmalı?

“Vapurda veya bir kafede sudoku dolduran yaşlıları görünce ne hissediyorsunuz?” diye soran yazar Ayşe Nazmiye Uça, “Sizi bilmem ama ben, onlardan birisi olmamayı istiyorum. Dünya genelinde, girişimcilerin yaşları gittikçe düşmekte. Özellikle teknolojik yatırımlar 20’li ya da 30’lu yaşlardaki kişilerin tekelinde son zamanlarda” diye yanıt verdiği yazısında yaşlanmak istemeyenlere önerilerde bulundu.

Ayşe Nazmiye Uça, Dünya gazetesindeki “Yaşlanmak istemeyen CEO’lar için öneriler” başlıklı yazısına “Peki ya CEO’lar?” diye sorarak şöyle devam etti.

Onlar, yaşlı kalmaya devam ediyor. Ortalama yaşam süresi uzadıkça, yönetim kademesine de bu durum yansıyor. Önümüzdeki yıllarda ülkemiz açısından da çözülmesi gereken bir problem olarak ‘nüfusun yaşlanması’; yönetici kadrolarındaki etkisini doğal olarak gösterecek. Dünya üzerindeki CEO’ların ortalama yaşı 62 civarındaymış. Bu durumda yeni teknolojiler ve geometrik hızla ilerleyen gelişmelere nasıl ayak uyduracağız? Bu ihtimâl karşısında beynimizi dinamik kılan aktiviteler, her zamankinden daha gerekli görünüyor gözümüze. Tabii ki çok okumak bunların başında geliyor ki ortalama bir CEO’nun yılda en az 30 kitap okuması gerekiyor.

Beyni geliştirmenin yolu sudoku doldurmaktan geçmiyor aslında. Bunlardan biri The Guardian‘da okuduğum makalede verilen öneriydi. İşle ilgisi olmayan fiziksel aktivitelerin, beyin gelişimi konusunda oturarak yapılan entelektüel aktivitelerden daha etkili olduğunu anlatıyordu.

Bu makaleye göre aerobik, fitness, pilates, koşu, yüzme, yürüyüş ve bisiklet gibi sürekli ve sistematik olarak yapılan sporların yaratıcılığı ve hafızayı olumlu yönde etkilediği; doğru ve yerinde yapılan fiziksel aktiviteyle beyin aktivitelerinin iyi yönde artışı arasında doğru bir orantı olduğu kanıtlanmış.

Egzersizler yalnızca kalbin ya da ciğerlerin sağlığını değil; vücuttaki dengeyi de artırıyor. Kan basıncı artınca, büyüme hormonu ortaya çıkıyor. Bir grup yaşlı Alman denek üzerinde yapılan araştırma, haftada iki kez ağırlık kaldırmanın koordinasyon konusunda olumlu etkisi olduğunu kanıtlıyor. Yine başka bir araştırmada ise altı ay boyunca haftada bir kez dans dersine katılan yaşlıların beyinlerinde düzeltici etkiler görülüyor.

Sanıldığının aksine, yaşlılıkla birlikte düşünce sistemimizin yavaşlamasını önlemek için yalnızca entelektüel çabalar değil; fiziksel aktivite de gerekiyormuş. Bu durumda yakın bir gelecekte sudoku çözmem gerekmediğini öğrendiğim için kendi adıma mutluyum!

Neroscientist ve bilim yazarı olan Ben Mafynago‘nun araştırmasını konu alan makaleye göre fiziksel aktivitelerin beynin gelişimine olan etkileri şöyle:

Hafızayı güçlendirir

Beynimizin bir parçası olan hippocampus, aerobik egzersize doğru orantılı cevap veriyor. Kardiyovasküler sistemi güçlendirerek öğrenme kapasitesini arttırıyor ve hafızayı ateşliyor. Hatta, sadece beynin yavaş yavaş form tutması değil, egzersiz sırasında olanlar da var. Yürüyüş ya da bisiklet sırasında öğrenilenlerin çok daha akılda kalıcı olduğu belirtiliyor.

Konsantrasyonu artırır

Egzersiz öğrenilenlerin akılda kalmasının yanı sıra odaklanmayı arttırarak daha uzun süreli konsantrasyon sağlıyor. Normal şartlarda, odaklanmamın sadece 20 dakika mümkün olduğu söyleniyor. Bu yirmi dakika, araya fiziksel aktivite konarak tekrarlandığında bu sürede de artış olabiliyor.

Akıl sağlığını geliştirir

Sevseniz de, sevmeseniz de fiziksel aktiviteler bulunduğumuz ruh halimizi yükselten eylemlerdir. Çok yavaş ve stresli olmaması kaydıyla fiziksel aktiviteler vücutta endorfin salgılanmasını sağlar. Egzersiz yapmanın depresyonla başa çıkma konusunda da çok etkili olduğu bilinen bir gerçek.

Yaratıcılığı besler

Birçok yaratıcı sanatçı ya da yazarın yürüyüşlerle yaratıcılığını arttırdığı daha önce de ele alınmıştır. Yeni fikirleri oluşturan yaratıcı yürüyüşler, pek çok yazarın yöntemidir. Yürürken dikkatimiz etrafımızdaki nesnelere birer birer takılır; hele ki bu nesneler cezbedici ve huzur verici ise içimize dönmektense dışarıya yönelir ve dış dünyadan fikirler alırız.

Oturmak = Yeni sigara!

Son zamanlarda oturarak çalışmanın yüzde otuzunda yapılan tüm aktivitelerin zararları, sıkça konuşuluyor. Oturmak sigara içmekle karşılaştırılarak, en az onun kadar zararlı olduğu söyleniyor. Bu durumda CEO’ların oturmak haricinde hoşlanabilecekleri yeni fiziksel aktiviteler kiosklamasının zamanı geldi de, geçiyor bile!

CEVAPLA

Lütfen yorumunuzu girin!
Lütfen bir isim girin