Çok Korkuyorum

  • 17 Oca 2026

Bir isim daha kazındı hafızalarımıza. Pırıl pırıl bir çocuk daha eksildi bu ülkeden. Dün, bu ülkede Atlas adında bir genç hayatını kaybetti. Başımız sağolsun. 



Böylesi durumları yazarken bile boğazım düğümleniyor. Türkiye’de gençler, çocuklar ve kadınlar sürekli öldürülüyor. Çocuklarını, gençlerini ve kadınlarını koruyamayan bir düzen hiç bir zaman gelecek vadetmez. 

Bugün geldiğimiz noktada, çocuklarımızı yanı başımızdaki markete dahi gönderemez hale geldik. İçimizde büyüyen kaygı, endişe ve korku artık başa çıkılabilir değil; İnsaniyetini kaybetmemiş bir insan olarak, bir anne olarak bu durumları kabullenmem mümkün değil. 

Bir ülkede çocuklar korunamıyorsa, orada güvenlikten, güvenli bir gelecekten söz etmemiz pek inandırıcı görünmüyor.
Bir ülkede kadınlar sokakta, evde, işte güvende değilse, orada adaletten söz etmemiz pek gerçekçi görünmüyor.
Bir ülkede suç, caydırıcı biçimde cezalandırılmıyorsa, orada suç tekrar, tekrar, tekrar eder. Bunu aslında hepimiz biliyoruz.

Soru şu; Neden bile bile lades diyoruz? 

Bugün çok net bir yerde durmalıyız.
İnsana zarar veren, yaralayan ve ölümüne sebep olan her türlü eylemin cezai yaptırımı çok çok daha ağır olmalıdır.
Ama gerçekten ağır, caydırıcı ve tartışmaya kapalı olmalıdır. Çünkü “iyi hâl”, “indirim”, “tahrik” gibi gerekçeler; bir annenin kaybettiği evladı, bir çocuğun yarım kalan hayatını, bir kadının yok sayılan canını geri getirmiyor. Ve hatta tekrarına cesaretlendiriyor. Adalet, yalnızca karar metinlerinde değil; toplumun vicdanında da karşılık bulduğunda anlamlıdır.

Bugün mesele yalnızca Atlas değil.
Bu bir güvenlik sorunu olduğu kadar, bir vicdan ve toplumsal sorumluluk meselesidir. Toplum olarak “alışmamakta” ısrar etmeliyiz. Unutmamakta. Normalleştirmemekte. Ve daha yüksek sesle, daha net bir dille ifade etmeliyiz düşüncesindeyim. 

Çocuklarımızı, kadınlarımızı ve gençlerimizi koruyamayan hiçbir sistem, hiçbir düzen huzurlu, mutlu ve umut dolu bir geleceği vadetmez. Ben, çocuklarımın korkuyla değil, güvenle büyüdüğü bir ülkede yaşamak istiyorum. Her annenin istediği gibi. 

Bu yazıyı, derin bir kaygı ve sorumluluk duygusuyla kaleme alıyorum. Atlas’ın adı unutulmasın, başka isimler eklenmesin diye yazıyorum. Bir ses daha olsun, duyulsun diye yazıyorum. Ve bu ülkenin devlet aklının, çocuklarını koruyacak cesareti ve iradeyi gösterecek kudrete sahip olduğunu çok iyi biliyorum ve biran önce huzurlu düzeni tesis edecek adımların atılmasını diliyorum.

Nezaket ve zarafet ile iletişimde kalalım. Kioskla kalın.

Yorum Yap

Yazarın Diğer İçerikleri

Hayatımıza İyi ya da Kötü Gelen İnsanları Ayırt Etmenin Yolları
Dün Yapılan Seçimlerin Sonuçları Bugün Yaşanıyor
Zor Zamanlar, Büyük Acılar ve Birbirimize Kenetlenme Zamanı
Fonda Hep Mi Ünzile Çalacak, Hiç Mi Bitmeyecek
Kız Kardeşlikler ve Hikayeleri Daima Çok Özeldir
Eğer Bir Seçim Yoksa Sonuçlarına Katlanabileceği Bir Yaşam da Olmamalı
İletişim Yetinizin Hakkını Verebiliyor musunuz?
Biz Olduğunuzda
Başarı Dediğin Şey
Kadının ve Türk Kadınının Değeri
Ne Menem Bir Duygudur Şu Kibir
Bende bu toplumun bir kadın üyesi olarak dile gelmek istedim.
Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü
İnsanlığın En Masum Hali
Kutlamalar Yetmez